Niğde Üniversitesi Tanıtım rehberi

Nigde, located in the middle of Anatolia,hasa very favorable position in terms of road transport and railway access.

Nuri Bilge Ceylan's films

Nuri Bilge Ceylan Filmleri.

Ombudsman

Ombudsman

constitution

Anayasa

Dreaming spires and production lines

Kuleleri ve üretim hatlarını düşlerken.

JACKAL

Çakal ve aslanın hikayesi .

18 Kasım 2017 Cumartesi

The real problems with fake news

This just in! Breaking news! You don't want to miss THIS!
Son dakika haberi! Bunu kaçırmayın!

If you get your news online or from social media, this type of headline sounds very familiar. What's real? What's fake? What's satire?
Haberleri internetten ve sosyal medyadan takip ediyorsanız, bu tür başlıkla size tanıdık gelecektir. Gerçek olan hangisi? Yalan haber  hangisi? Hangisi mizah?

Now that anyone with access to a phone or computer can publish information online, it's getting harder to tell. 
Artık telefon ya da internet erişimi olan herkes bilgi yayınlayabildiği için, gerçekle sahteyi ayırt etmek giderek zorlaşıyor. 


But as more people go to Facebook, Snapchat, Twitter and other online sources for their news and information, it's even more crucial that all of us -- especially kids -- learn to decode what we read online.
Her geçen gün Facebook, Snapchat, Twitter ve diğer online kaynakları daha fazla insan kullanıyor ve durum daha da kritik bir hal alıyor. Özellikle de çocuklar için. İnternette okuduklarımızın şifresini çözmemiz gerekiyor.

Explaining the news to our kids
There's so much fake news online that Google and Facebook are starting to actively crack down
on publishers of false or misleading news. But ad-supported networks are in somewhat of a bind, since they get money when users click on these stories -- so the crazier the headline, the more money they make.

 O kadar çok yalan haber dolaşıyor ki, Google ve Facebook artık hatalı ve yanlış yönlendiren haberleri tespit etmeye başladı. Fakat reklam destekli ağlar, haberlerin tıklanması için daha da çılgınca başlıklar  atarak, daha çok para kazanıyor.

Most kids and teens get their news from their feeds, so they need to learn how to view stories critically (and they should learn that skill anyway!). Even little kids can start to think about some key media-literacy questions.
Gençlerin ve çocukların çoğu haberleri internetten takip ettikleri için okudukları bilgiyi nasıl değerlendirmeleri gerektiğini öğrenmeleri lazım. Küçük çocuklar bile medya okur yazarlığı üzerine
düşünmeye başlayabilir.

As kids get older, parents can help kids become more sophisticated critical thinkers. (If your kid's school is tackling media-literacy issues, consider sharing this with their teachers.)
Here are a few basic questions to consider whenever you and your kids encounter a piece of media:

Çocuklar büyüdükçe ebeveynler, çocuklarının daha da çok yönlü düşünen insanlar olmalarına yardımcı olabilirler. İşte size çocuklarınız ya da siz bir haberle karşılaştığında göz önünde bulundurmanız gereken birkaç basit soru:

•    Who made this?
Bunu kim yaptı?
•    Who is the target audience?
Hedef kitle kim?

•    Who paid for this? Or, who gets paid if you click on this?
Parasını kim ödedi? Ya da bunu tıkladığımda kim para kazanacak?

•    Who might benefit or be harmed by this message?
Bu mesaj kime fayda sağlar, kime zarar verir?

•    What is left out of this message that might be important?
Güvenilir mi? Öyleyse, neden?

•    Is this credible (and what makes you think that)?
(Thanks to Project Look Sharp for these questions.)

How to deal with scary news about social media Older kids especially might enjoy learning tricks to spot fake news. Here are a few things to watch for:
Daha büyük çocukların sahte haberleri tespit etme ipuçları hoşlarına gidebilir.

•    Look
for unusual URLs, including those that end with "lo" or ".com.co" -- these are often trying to appear like legitimate news sites, but they aren't.

Tuhaf Url’lere dikkat edin. Sonları “lo” ya da “com.co” gibi olanlar genellikle makul haber sitelerine benzerler ama değiller.

•    Look
for signs of low quality, such as words in all caps, headlines with glaring grammatical errors, bold claims with no sources, and sensationalist images (women in bikinis are popular clickbait on fake news sites). These are clues that you should be skeptical of the source.

Kaliteye dikkat edin. Dilbilgisi hataları, büyük harfler, kaynak belirtmeden yapılan iddialar ve dikkat çekecek görseller (mesela sahte haber sitelerinde bikinili kadın görselleri tuzak linklerinde oldukça popüler.) Bu ipuçları haber kaynağı konusunda şüpheci yaklaşmanız gerektiğini gösterir.

•    Check
a site's "About Us" section. Find out who supports the site or who is associated with it. If this information doesn't exist -- and if the site requires that you register before you can learn anything about its backers -- you have to wonder why they aren't being transparent.

Sitelerin “hakkımızda” kısmına bakın. Siteyi kim destekliyor ve kiminle ortak bulun. Bu bilgi yoksa ya da öğrenmeniz için üye olmanız gerekiyorsa, şeffaf olmadıkları için endişelenmeniz doğal.

•    Check Snopes, Wikipedia, and Google before trusting or sharing news that seems too good (or bad) to be true.
Gerçek olamayacak kadar iyi ya da kötü haberlere inanmadan ve paylaşmadan önce araştırın.

•    Consider
whether other credible, mainstream news outlets are reporting the same news. If they're not, it doesn't mean it's not true, but it does mean you should dig deeper.

Güvenilir ve ana akım medyanın aynı haberi yayınlayıp yayınlamadığını göz önünde bulundurun. Yayınlamamaları haberin gerçek olmadığı anlamına gelmez ama daha derine inmeniz gerektiğini gösterir.

•    Check your emotions. Clickbait and fake news strive for extreme reactions. If the news you're reading makes you really angry or super smug, it could be a sign that you're being played.
Duygularınızı kontrol edin. Tuzak linkler ve sahte haberler yüksek tepkiler ister. Okuduğunuz haber sizi çok öfkelendiriyor ya da aşırı tepkiler vermenize neden oluyorsa, oyuna gelmiş olabilirsiniz.

Check multiple sources before trusting.
Güvenmeden önce birkaç kaynaktan teyit edin.


Sneaky ways advertisers target kids (Thanks to Professor Melissa Zimdars of Merrimack College for some of these tips.)

http://edition.cnn.com/2016/11/30/health/fake-news-media-savvy-kids/index.html?sr=twcnni113016fake-news-media-savvy-kids0537PMStoryLink&linkId=31746786


Sahte Haber Çağında Medya Farkındalığı Olan Çocuklar Büyütmek | Blogcu Anne

17 Kasım 2017 Cuma

THE UNITED KINGDOM

THE UNITED KINGDOM
BİRLEŞİK KRALLIK


The United Kingdom consists of England, Scotland, Wales and Northern Ireland.
The capitals are London, Edinburgh, Cardiff and Belfast.

Birleşik Krallık İngiltere, İskoçya, Galler Ülkesi ve Kuzey   İrlanda'dan oluşur.
Başkentler Londra, Edinburgh, Cardiff ve Belfast'tır.

The population is 47 million (England), 6 million (Scotland), 3 million (Wales) and 2 million
(Northern Ireland).

Nüfus, 47 milyon (İngiltere), 6 milyon (İskoçya), 3 milyon (Galler Ülkesi) ve 2 milyondur (Kuzey İrlanda).

The official language is English.   In Wales Welsh is also an official language.    In parts of Scotland and Ireland people also speak Gaelic.   Gaelic and Welsh are older than English.
Resmi dil Ingilizcedir. Galler ülkesinde Galce de resmi dildir. Ayrıca İskoçya'nın ve İrlanda'nın bazı bölümlerinde insanlar Gaelce   konuşurlar. Gaelce ve Galce İngilizceden daha eskidir.

Southern .Ireland, or Eire, left the United Kingdom in 1922.
Güney İrlanda ya da Eire, Birleşik Krallık'tan 1922'de ayrılmıştır.
Kaynak:Oxford dil öğretim ansiklopedisi

14 Kasım 2017 Salı

An awful thought



AN AWFUL THOUGHT
KORKUNÇ BİR DÜŞÜNCE


Sooner or later everyone joins the rat-race.
You leave school and you get a job.    After your first job you get a better one.    Then you are really on the ladder.

Herkes er geç yaşam kavgasına katılır.
Okuldan ayrılır ve bir işe girersiniz, ilk işinizden sonra daha iyisini bulursunuz. Ondan sonra gerçekten merdiveni tırmanmaya (yükselmeye) başlarsınız.

But how far can people be promoted?   Not everybody can be the managing director-there wouldn't be anyone to do the work!   So who gets promoted?   And who does the work?  
Ama insanlar nereye kadar yükseltilebilir? Herkes genel müdür olamaz - (o zaman)' işleri yapacak kimse olmazdı! Peki kimler yükselir? Ve işi kimler yapar?


A cynic has suggested that work is done by people who have not yet reached their level of incompetence.
Alaycı biri, işlerin,henüz  yetersizlik düzeyine ulaşmamış kişiler tarafından yapıldığını öne sürmüştür.


This means that as soon as someone shows that he can do a job well, he is promoted.   And when someone shows that he can't do a job, he stays in it.   His promotion stops there.
Bu, insanın, bir işi iyi yaptığını kanıtlayınca yükseltildiği anlamına gelir, işi yapamadığını' gösterdiğinde de aynı yerde kalır. Yükselmesi orada durur.


The consequence of all this is that key positions are occupied by incompetent people. An awful thouqht!
Bütün bunlardan   (alaycının mantığına göre) şu. sonuç çıkar:    Kilit noktaları yetersiz kişiler tarafından tutulmaktadır.
Korkunç bir düşünce!
Kaynak:Oxford Dil öğretim ansiklopedisi

8 Mart 2017 Çarşamba

We do everything the way we play football


We do everything the way we play football

Her şeyimiz, oynadığımız futbola benziyor

BASEL - As I walked around Basel in Switzerland, I met thousands of Turkish people. I noticed that they display almost identical reflexes. They all get overexcited at the slightest stimulus. Their display of affection has no boundaries. When they get mad, however, it’s best to keep away.

İsviçre’nin Basel kentinde dolaşırken, binlerce Türk ile karşılaştım. Dikkat ettim, hemen hemen hepsinin refleksleri aynı. Bir işaretle heyecanlar doruğa çıkıveriyor. Sevgi gösterisi sınırsız. Kızıldığı zaman ise, kimse yanlarına yaklaşmamalı.


As I watched those games, I saw our people display one by one almost all the reactions that we usually encounter in our daily life.

Baktım da, toplum olarak günlük hayatımızda sergilediğimiz reflekslerin hemen hemen tamamını, şu Avrupa kupası sırasında, sahalarda da izledik.


- SUDDEN LOSS OF MORALE:

- MORAL BOZULUVERİYOR:

This regular disease also contaminated our football. When we lost against Portugal, our morale went down to zero. That wasn’t all. We erected the gallows at once. We were in a feverish excitement to find the culprits and chop off of their heads. Isn’t this how we also treat each other in political as well as daily life? Isn’t our society always in a hurry to chop heads whenever we get furious at something?

Günlük yaşamımızdaki hastalığı, futbol’da da izledik. Portekiz’e yenilince moraller sıfıra indi. Sadece bununla da kalınmadı, hemen idam sehpaları kuruldu. Aynen, günlük yaşamımızda olduğu gibi, sorumlu arayıp kelle uçurma heyecanına kapıldık. Siyasette olsun, günlük ilişkilerimizde olsun hep böyle davranmaz mıyız ? Toplum olarak bir şeye kızdığımızda, mutlaka kelle koparmak istemez miyiz ?


- LACK OF COMMUNICATION:

- İLETİŞİM EKSİKLİĞİ:

We usually lack concentration. We find it hard to focus on anything. Our heads get muddled and even more importantly, we are communication-proof. Isn’t that also true of our football? We saw our national team run around the field in dishevelled confusion during the first half of each game. During the second half, however, they suddenly turned brilliant. In addition, lack of communication among our national players was one of the biggest problems.

Genel olarak konsantrasyonumuz eksiktir. Kendimizi belirli bir olaya odaklayamayız. Kafalar karışık ve daha da önemlisi, iletişim özürlüyüzdür. Bu durumu oynadığımız futbolda da görmedik mi ? Millilerimizi, oynadıkları her maçın ilk yarısında darmadağın ve karmaşa içinde gördük. Sonra, ikinci yarıda, birden bire bambaşka bir takımla karşılaştık.Hele iletişim konusu, Millilerimizin arasında da en önemli sorunlardan biriydi.


- TO LEAVE THINGS TO THE LAST MINUTE:

- ŞİMDİNİN İŞİNİ SONRAYA BIRAKMAK:

Our main national affliction also extends to football fields: To leave urgent matters to the last minute. I don’t know whether it’s a coincidence or a new habit to wait until the last minute of the game to score the goals that we should have hit right at the beginning. 
En büyük hastalığımız, yeşil sahalarda da kendini gösteriyor : Hemen yapılması gereken işleri son dakikaya bırakmak. Hemen, maçın başında atılması gereken golleri son dakikaya bırakma alışkanlığımı diyelim, yoksa tamamen şans eseri mi oldu diyelim, bilemiyorum.

All I know is that we’ve always been fond of leaving things to the last minute in our daily life. This habit has almost become a part of our life style.

 Bildiğim bir şey varsa, günlük yaşamımızda da, daima bugünün işini yarına bırakmaktan hoşlanırız. Bu alışkanlığımızı adeta, yaşamımızın bir parçası yapmışızdır.


- TO REACT WHEN WE GET ANGRY:

- KIZINCA, SONUCU DÜŞÜNMEDEN TEPKİ GÖSTERMEK:

We lose control when we get angry in the same way that we go berserk on the streets and fire guns when we’re happy without a thought for consequences. We see too much of this in our daily life. Didn’t we also see it during national games? How else can one explain the way Volkan got his red card?

Nasıl sevinince yeri göğü birbirine katarsak, sokaklara fırlayıp, başkalarına zarar vereceğimizi düşünmeden silahları ateşlersek, kızdığımızda da kontrolümüz kalmaz. Günlük yaşamımızda bu olayları fazlasıyla yaşarız. İşte aynı durumu Milli maçlarda da görmedik mi ? Volkan’ın kırmızı kart görmesini başka türlü nasıl izah edersiniz ki…


Anyway, that’s what we’re like. Is it too late to change? Of course not...

Ne yapalım, bizler böyleyiz.

Bu saatten sonra değişebilir miyiz ?

Değişiriz tabii..


This nation was not like this 40 years ago. It had different reflexes. Maybe we have to wait for another 40 years (!)

Bu toplum, 40 yıl önce böyle değildi. Refleksleri de daha farklıydı. Galiba 40 yıl daha beklememiz gerekiyor (!)


Mehmet Ali Birand


ingilizcesi:http://web.hurriyetdailynews.com

Türkçesi:http://www.hurriyet.com.tr/



The translation of M.A.Birand’s column was provided by Nuran İnanç.



28 Şubat 2017 Salı

A warm walk on ice


A warm walk on ice
Buzda sıcak bir yürüyüş

 A snow white empire in the Lake Çıldır in the eastern province of Kars, where the temperature can hit -20 or -40 centigrade, welcomes us. The lake is completely frozen and stands on a dreamlike geography. Even though the lake freezes in the “empire of ice,” life goes on under and above the water surface with all its colors.
Sıcaklığın -20 ya da -40 santigrat dereceye ulaşabileceği doğu Kars ilinde Çıldır Gölü'nde bir kar beyazlığı imparatorluğu bizi karşılıyor. Göl tamamen donmuş ve rüya gibi bir coğrafyada duruyor. Göl, "buz imparatorluğu" nda donmasına rağmen, yaşam tüm yüzey renkleri ile su yüzeyinin altında ve üstünde sürüyor.


Daily Hürriyet’s Ankara journalists, who are familiar with working against the frost of the capital’s steppe and waiting for a photo or for a few words for long hours, are the guests of Lake Çıldır tonight. Everyone left Ankara’s busy agenda behind for a few days and started discussions on eating fish for dinner.
Çarlık Gölü'nün bu gece konukları, Hürriyet'in başkentin bozkırına karşı duruşuna aşina olan, bir fotoğraf beklemek ya da birkaç saat boyunca birkaç kelime bekleyen Ankara muhabirleri. Herkes Ankara'nın yoğun gündemini birkaç günlüğüne geride bıraktı ve akşam yemeğinde balık yemesine ilişkin tartışmalara başladı.


Meanwhile, the main reason why we came to Lake Çıldır is an unexplained excitement in everyone’s heart. Bu arada, Çıldır Gölü'ne neden girdiğimizin ana nedeni, herkesin kalbinde açıklanamayan bir heyecan.


Let’s start from the very beginning of this adventure. Following a nearly one-and-half-hour flight from Ankara with the Medyatrek team, we arrive at Kars Airport. We are welcomed by Mukadder Yardımcıel, who will not leave us during our travel.
Bu maceranın başından itibaren başlayalım. Medyatrek ekibi ile Ankara'dan yaklaşık bir buçuk saatlik uçuş sonrasında Kars Havalimanı'na varıyoruz. Seyahatimiz sırasında bizi terketmeyecek olan Mukadder Yardımcısı tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır.


After having breakfast in the city center at a table decorated with the city’s famous cheese, we set off on the first stop, Gülyüzü village. When we arrive, the excited villagers, as well as children, welcome us. We give them aid materials that we brought with us, and later start our difficult travel.
Kentin ünlü peyniriyle süslenmiş bir masada kahvaltı yaptıktan sonra, ilk durağımız Gülyüzü köyünde yola çıktık. Varışa geldiğimizde, heyecanlı köylüler ve çocuklar bizleri karşılıyorlar. Onlarla birlikte getirdiğimiz yardım malzemeleri veriyoruz ve daha sonra zorlu seyahatlerimize başlıyoruz.


Everyone is ensuring their tools are working before starting an eight-kilometer travel in the endless “white desert.”
Herkes, sonsuz "beyaz çöl" de sekiz kilometrelik bir yolculuk yapmaya başlamadan önce aletlerinin çalıştığını garantiliyor.


The team is thrilled to make their first of such a trek with such a crowded team that will pass through the Lake Çıldır for the first time by walking. We complete half of the road, although team members show signs of fatigue, we continue walking with short breaks.
Ekip, Çıldır Gölü'nü yürüyerek geçirecek bu kadar kalabalık bir ekip ile ilk turunu yapmaktan heyecan duyuyor. Ekip üyeleri yorgunluk belirtileri göstermesine rağmen yolun yarısını tamamlıyoruz, kısa molalarla yürüyüşe devam ediyoruz.


If you want to pass the Lake Çıldır by walking on 40-centimeter-high snow, physical capacity is not enough. While struggling against snow and cold on one hand, you also have to endure psychological fatigue because you do not know how much more distance is left. Therefore you need to maintain mentally strong during this time.
Çıldır Gölü'nü 40 santimetrekarelik bir karla yürüdükten sonra geçirmek isterseniz fiziksel kapasite yeterli değildir. Bir yandan kar ve soğuka karşı mücadele ederken, aynı zamanda psikolojik yorgunluğa da katlanmak zorundasınız, çünkü ne kadar mesafe kaldıysa bilmiyorsunuz. Bu nedenle, bu süre zarfında zihinsel olarak zinde kalmanız gerekir.


Five-hour walk
Beş saatlik yürüyüş

At the end of nearly five hours, our walk ends. Even though we do not see fishermen netting fish through the ice, we get the chance to taste the famous yellow fish of Çıldır in a small fish restaurant. After a long conversation with villagers, it is time to set up our tents on the lake for accommodation.
Yaklaşık beş saatin sonunda, yürüyüşümüz sona eriyor. Buzda balık avı yapan balıkçılar görmüyor olsak da, Çıldır'ın ünlü sarı balığını küçük bir balık restoranında tadabilirsiniz. Köylülerle uzunca bir konuşmanın ardından, barınak için gölde çadır kurmamızın zamanı geldi.


And the night is full of silence, whiteness and solemnity, which accompany us in our dreams in a peaceful night. During sunrise, the beautiful view is accompanied by sunlight and a new day begins.
Ve gece, hayalimizde huzur dolu bir gecede bize eşlik eden sessizlik, beyazlık ve törenle doludur. Gün doğumu boyunca, güzel manzaraya güneş ışığı eşlik eder ve yeni bir gün başlar.


We start the day with a fantastic breakfast and a brief music session in a village house. The village’s local poet, Berkan Öztürk, performs the famous epic poem “Sandınız mı Kars Kalesi Alınır,” composed by poet Aşık Şenlik.
Güne harika bir kahvaltı ile başlayıp, kısa bir müzik oturumu bir köy evinde başlıyoruz. Köyün yerel şairi Berkan Öztürk, şair Aşık Şenlik tarafından bestelenmiş ünlü "Sandınız mı Kars Kalesi Alınır" şiirini yapıyor.


It is time to hit the road again. Our last stop is Şehit Astsubay Tuncay Güneş Primary School in Doğruyol Village to deliver our aid materials.
Yola tekrar çıkma vakti geldi. Son durağımız, Doğruyol Köyü'ndeki Şehit Astsubay Tuncay Güneş İlkokulu yardım malzemelerini teslim etmek.


After meeting with talented children here, we start walking to the lake again. When we arrive in Atalay’s place on the lakeside, we see those walking on ice and cherishing the snow and view.
 Burada yetenekli çocuklar ile görüştükten sonra yine göle yürüyerek başlıyoruz. Atalay'ın göl kenarındaki yerinde varınca, buzda yürürken ve karları kutsamaktan ve görmekten mutluluk duyuyoruz.


Some come from the city center, some from neighboring cities or distant places like we do.  Now that we are here, we should enjoy the sleigh. After a short travel sleighing on ice, we return to reality and leave Çıldır for Ankara.
Bazıları şehir merkezinden geliyor, bazıları komşu şehirlerden veya uzak yerler gibi. Şimdi buradayız, kızaktan hoşlanmalıyız. Buz üzerinde duran kısa bir yolculuktan sonra gerçekliğe dönüyoruz ve Çıldır'ı Ankara'ya terk ediyoruz.


Scary but fantastic
Korkunç ama harika


Speaking about the adventure, the cameraman for private broadcaster Kanal D, Bayram Şahin, who was one of the 19 press members in the group, said the most difficult part of such journeys was having no other choice but to reach to the point of arrival.
Serüven hakkında konuşan özel yayıncı Kanal D kameraman grubu grubunda 19 basın mensubu olan Bayram Şahin, bu yolculukların en zor bölümünün varış noktasına ulaşmaktan başka çaresi kalmadığını söyledi.

“It was very hard to walk due to harsh winter conditions. This is the first time such a big group of people come to Lake Çıldır. Physical and psychological endurance is necessary in such activities,” he added. 
"Zorlu kış koşulları nedeniyle yürümek çok zordu. Bu kadar büyük bir grubun Çıldır Gölü'ne ilk geldiği budur. Bu tür faaliyetlerde fiziksel ve psikolojik dayanıklılık gerekli "dedi.


 “Hard nature conditions are a part of daily life there. Winter lasts nine months, and summer and spring lasts three months. The night is full of the sounds of wolves howling and the cracking sound of the ice on the lake.
 "Zor doğa koşulları, orada günlük hayatın bir parçası. Kış dokuz ay sürer ve yaz ve ilkbahar üç ay sürer. Gece kurt sesleriyle ve gölde buzun çatırdayan sesi doludur. Köylüler ona gölün çığlıkları der.

Villagers call it the screams of the lake. We walked for six hours on the lake. Then the hospitality of villagers and nature were like an award for our effort,” said Kenan Şener, reporter for private broadcaster CNN Türk.
Gölde altı saat yürüdük. Özel kökenli CNN Türk muhabiri Kenan Şener, "Köylüler ve doğanın misafirperverliği çabamız için bir ödül gibiydi." Dedi.


NTV reporter Serkan Kaya said it was scary to stay in a tent on an ice mass. “I can’t say that I slept well but it was worth having the experience. It was fantastic to wake up to sunrise and looking at a clean sky,” he said.
NTV muhabiri Serkan Kaya, bir buz kütlesi üzerinde çadırda kalmanın korkutucu olduğunu söyledi. "İyi uyuduğumu söyleyemem, ancak tecrübeye sahip olmaya değerdi. Gün doğumunu uyandırmak ve temiz bir gökyüzüne bakmak harika "dedi.
March/01/2017



http://www.hurriyetdailynews.com/a-warm-walk-on-ice-.aspx?pageID=238&nid=110277

Share

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More